Search
Pazar 19 Kasım 2017
  • :
  • :

Üniversiteye Başlayacaklara Öğrenci Kulüpleri/STK Tavsiyeleri

dogru-meslek-secimi-620x350

 

Uzun süren lise hayatı ve ve verimli ders çalışma temposuna ayak uydurabilen arkadaşlarımız üniversitelerde çeşitli bölümlere yerleştiler. Her şeyden önce kocaman bir alkışı hak ediyorsunuz.Buradaki tek alkış sizlere gelmeyecek tabi ki de? Sizlerin bu günlere gelmesinde en büyük pay sahibi şüphesiz aileniz. Sizlerden maddi-manevi desteklerini hiç bir zaman esirgemeyen, üzerinize titreyen, sizin sevinçlerinizle mutlu olup, üzüntülerinizle dertlenen, ders çalışırken size meyve getiren, siz yorulmayın diye ellerinden gelen ne varsa yapan ailenize de ayrı bir parantez açmanız gerekir diye düşünüyorum. Onlara minnettarız.

Birçoğunuz için üniversite kazanmak bir hayaldi. Ulaşılması zor, zirvesine çıkmasına aylar hatta yıllar olan bir dağ gibiydi. Ama bunları okurken aslında hayallerinizin ve onlara ulaşmanın aslında ne kadar kolay olduğunu görmüşsünüzdür. Çok şeye ihtiyacınız yok. Sadece biraz düzenli çalışma ve yüksek motivasyon. Dikkat edin “çok” çalışma değil. İhtiyacınız olan şey düzenli çalışmak.

Hayatımız boyunca etrafımızda sürekli duyduğumuz bir cümleden bahsetmek istiyorum sizlere. Adım gibi eminim ki hayatınızda en az 4-5 kere bu cümleyi duymuş ya da kurmuşsunuzdur. O cümle: “Üniversiteye bi kapak atayım gerisi kolay!” dır. Yıllardır süregelen üniversite hayatı tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki; o iş ne yazık ki öyle olmuyor arkadaşlar?

Üniversite bir amaç değil, araçtır. Üniversiteyi kazanırsanız hiçbir şey bitmiyor. Tam tersi her şey asıl daha şimdi başlıyor. Özellikle 2. yılında göreceksiniz ki üniversite; sizi asıl hayata hazırlayan bir süreç. Bakın okul demiyorum bir süreç diyorum. Çünkü okulda geçtiğiniz sınavlar, aldığınız dersler vs. ilerde çalışacağınız iş için çok az öneme sahip. Özellikle son 2-3 yılda gerçekleşen gelişmeler sonrası büyük şirketler artık mezun olduğu okul, not ortalaması gibi kriterlere göre çalışan istihdam etmiyorlar. İşe alınacak kişinin üniversite hayatı boyunca neler yaptığı, hangi öğrenci kulüplerinde/sivil toplum örgütlerinde ne gibi tecrübe edindiklerine bakıyorlar. Bu konudaki en güzel örneği belki de Türkiye ve Dünya’da en çok çalışılmak istenen, pazarlama konusunda 1 numara diyebileceğimiz The Coca Cola Company’nin İnsan Kaynakları Müdürü Rengin ONAY’dan gördük. ONAY bir röportajında: “Harvard’dan, Stanford’dan CV’ler geliyor, okuduğu okulların albenisine o kadar kapılıyorlar ki gençler, ‘beni zaten herkes alır’ diye düşünüyorlar, onlar eskidendi. Ben şimdi not ortalamasına bakmıyorum, kulüplerde görev almış mı, iş tecrübesi için elinden geleni yapmış mı diye bakıyorum.” dedi. (Röportajın tamamına ulaşmak için tıklayınız.)

Şimdi gelelim yazımızın asıl amacı olan üniversitelerdeki öğrenci kulüpleri ve sivil toplum örgütlerinde yapacağınız gönüllük faaliyetleri ve edineceğiniz tecrübeler. İstisnasız tüm üniversitelerde onlarca öğrenci kulübü vardır. Bu kulüplerin bazıları çok aktif çalışmalar yürütürken, kağıt üzerinde faaliyetlerine devam eden kulüp sayısı da oldukça fazladır. Yazımda şu kulübe mutlaka dahil olun, aman şundan uzak durun gibi cümleler kullanmayacağım. Herhangi bir kulübün ismini geçirmeyip, faaliyet odaklı yazacağım. Çünkü bahsedeceğim faaliyetleri farklı şehirlerde farklı kulüpler/stklar yürütebiliyor.

1)Mutlaka yabancı dil bilginizi geliştirecek faaliyetleri yürüten kulüplerde çalışmalara katılın: Bu konuyu çok fazla açıklama gereği hissetmiyorum. Zira eğer üniversiteden mezun olunca iyi bir işe başlamak istiyorsanız, en az 1 yabancı dil (İngilizce) bilmeniz, okuma yazma bilmeniz kadar önemlidir. Burada ekstra olarak EURODESKAvrupa Gönüllü Hizmeti, ERASMUS+ projeleri yürüten stk ve kulüpleri tavsiye ederim.

2)Özellikle okuduğunuz bölüm ile alakalı şirketlerle temas kurabileceğiniz faaliyetleri yürüten öğrenci kulübü/stklar’da gönüllü olun: Şirketler son dönemlerde daha önce şirketle bir şekilde diyalog kurmuş, beraber az da olsa bir iş yapmış kişilere öncelik tanıyorlar. Yani eğer bir projede ya da etkinlikte şirket yetkilisiyle iletişiminiz olmuş ise okul sonrası işe kabul edilme ihtimaliniz yükseliyor. Çünkü her yönetici daha önce beraber çalıştığı, iş disiplinini bildiği, motivasyonu yüksek kişilerle çalışmak ister. Bu fırsatı da sadece üniversite döneminde yürüttüğünüz çalışmalar ile bulabilirsiniz.

3)Ulusal/Uluslararası bağlantıları olan kulüp ve stk’lara öncelik verin: Devir network devri arkadaşlar. Tanıdığınız insan sayısı ve sizi tanıyan insan sayısı ne kadar fazla ise bu ileriki iş yaşantınıza direkt etki edecektir. Yerelde çalışmalar yürütürseniz bir havuzda, ulusalda bir çalışma yürütürseniz bir denizde, uluslararası bir faaliyette iseniz bir okyanusta iş arıyorsunuz diye örneklendirebiliriz. Unutmayın; Alan ne kadar genişse, fırsat o kadar fazladır.

4)Diksiyonunuzu düzeltin ve hitabet yeteneğinizi geliştirin: Hiçbir şirket mülakatta sesi titreyen, düzgün cümle kuramayan, karşısındakinin gözünün içine bakmaya çekinen birisini işe almaz. Kendinden emin, oturması kalkması ile o işi hakketiğini belli eden insanlarla çalışırlar. Bu da diksiyon ve hitabetinize yani karşıdaki insanı ikna kabiliyetinize bağlıdır. Bunu, okullarda “5 sertifika 20 tl, kişisel gelişim semineri” gibi lanse edilip, çok konuşan bir kişinin kürsüye çıkarak 2 saat boyunca sürekli şunu yapın bunu yapmayın diyip, sonrasında cebine parasını koyup gittiği etkinliklere katılarak YA-PA-MAZ-SI-NIZ. Bu tür etkinlikler zaman ve maddi kaybından başka bir işe yaramamaktadır. Ayrıca korkarım kı o size verilen sertifikalar da bir işe yaramayacak. Çünkü etkinliğe katılmasanız da 20 lira vererek sertifikaları alabildiğinizi sadece sizler değil, pek ala şirketler de biliyor. Size tavsiyem: 20 tane ne olduğu belirsiz sertifika yerine, sizi tanıyan 1 şirket ve iyi bir diksiyona sahip olun.

5)Eğitim alın ama eğitim de verin: Başlarda (kendinizi hazır hissedene kadar) tabi ki çeşitli eğitimler alacaksınız. Bu eğitimlerle kendinizi geliştirecek, eksik yönlerinizi görerek tamamlamak için çaba sarf edeceksiniz. Kendinizi yeteri kadar geliştirdiğinizi ve eksiklerinizi tamamladığınız an ise çıtayı bir üst seviyeye çıkarmanın vakti geldi demektir. Artık eğitim alan, dinleyen değil, eğitim verip dinlenen pozisyonuna geçmelisiniz. Çünkü günümüzde sürekli gelişim göstermeyen, çıtasını bi üst seviyeye taşımak için çaba sarf etmeyen her şey, kaybolmaya ve kaybetmeye mahkumdur. Eğitmen olmak kendi çizginizi yukarı taşıyacak, diksiyonunuzu düzeltmeye yardımcı olacak ve topluluk önünde konuşabilme yeteneğinizi arttıracaktır. Eğitim almak ve sonrasında eğitmen olabilmek için en iyi örnek şüphesiz Habitat Derneği‘dir. Siteyi inceleyerek projeler hakkında bilgi alabilirsiniz. Ayrıca yerelde Habitat ile çalışan kurumlarda gönüllü olmanız, projelere seçilmenizi kolaylaştıracaktır.

6)Bir tık daha üstü, Üretin!: Eğitim aldık, verdik. Peki bitti mi? Tabi ki hayır. Bunların yanında artık bazı projelerin üreticisi olun. Bu, kulüpte kimsenin aklına gelmeyen yeni bir etkinlik de olabilir, öğrenmeniz durumunda bir AB projesi yazma da olabilir, bir işi daha pratik ve daha etkili bir yolla gerçekleştirme fikrini sizin vermeniz de olabilir. Bu tamamen sizin yeteneklerinize ve gönüllü olduğunuz kurumun imkanlarına bağlıdır.

7)Liderlik yapın: Gönüllü olduğunuz yerde liderlik yapmak size tahmin edeceğinizden çok daha fazla fayda sağlayacaktır. Lider insan kendisine zaman yönetimi, bütçe yönetimi, insan ilişkileri, ikna kabiliyeti ve daha sayamayacağımız onlarca yetkinlik katar. Fakat bir kurumda/kulüpte (eğer bu kurum bir de yüksek gönüllü potansiyeline sahipse ) lider olmak kolay değildir. Öncesinde yukarıda sağdığımız özelliklere ek olarak o yerde uzun yıllardır gönüllü olmanız ve insan ilişkilerinizin iyi olması gerekmektedir. Bunlara sahipseniz liderlik, sizi gerçek hayata hazırlayacak en önemli ve değerli aşama olacaktır.

8)Ve son olarak söyleyeceğim şey ise yukarıdaki her maddeyi her kurumda yapmaya çalışmayın. Çünkü her yerde olmaya çalışırsanız aslında hiç bir yerde değilsinizdir. Koltuğunuzun altına almaya çalıştığınız karpuzları arttırdıkça bi süre sonra kapasitenizi aşar ve hepsini yerle bir edersiniz. Farklı kurumlarda az şeyler yapmaktansa bir kurumda en iyisi olmaya ve kurumu en iyi noktaya getirmeye çalışın. Bu size içinde bulunduğunuz kurumla bağdaşacak şekilde marka değeri de kazandıracaktır.

Yukarıda üniversite ve sivil toplum hayatımda edindiğim tecrübelerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım. Yazımın, başta üniversiteye yeni başlamış arkadaşlarım olmak üzere tüm üniversite öğrencisi arkadaşlarıma faydalı olmasını temenni ediyorum. Yazı ile alakalı olumlu-olumsuz düşüncelerinizi ve yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim. Esen kalın?

Kaynak için tıklayınız.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir